GüLsEm's profileHz. Muhammed (S.A.S.) Ef...PhotosBlogListsMore Tools Help

Hz. Muhammed (S.A.S.) Efendimiz buyurdu ki:

"Allah'ım, işimi koruyan dinimi ıslah et, geçimimi sağlayan dünyamı ıslah et, dönüp varacağım yer olan ahiretimi ıslah et. Hayatı her hayrı artırmama vesile eyle, ölümü bütün kötülüklerden kurtulmama çare eyle." (Müslim)

Video

 

Video

 

Holy Quran Revealed to Prophet Mohammed (pbuh)

Posted Mar 27, 2006

The Holy Quran is the Literal Word of GOD that was revealed to Prophet Mohammed (Pbuh) QURANwithDVD.COM

GüLsEm

En güzel paylaşım siteleri
by 
by 

Custom HTML

 

duygusalca

Custom HTML

 

Custom HTML

 Video: sami yusuf

Video

 
June 24

Üç aylarınız mübarek olsun arkadaşlar.

 Bugün 1 Recep 1430.  Aşağıda  Recep ayında kılınacak namaz tarifi var. İnşallah Allah nasip eder de kılarız...

Recebin, 1'i ile l0'u arasinda, 11' ile 20'si arasinda ve 21' ile 30'u arasinda olmak uzere sadece birer defa kilinacak l0’ar rekat Hacet namazi vardir. Bunlarin her ucunun de kilinis sekli aynidir. Yalnizca namazlarin sonlarinda okunacak dualarda fark vardir.

Bu namazlar aksamdan sonra da, yatsidan sonra da kilinabilir. Fakat, cuma ve pazertesi gecelerinde ve bilhassa teheccud vaktinde kilinmasi efdaldir

Bu namaz mu'min ile munafigi ayirir. Bu 30 rekat namazi kilanlar, umulur ki hidayete ererler. Munafiklar bu namazi kilamazlar. Bu namazi kilanin kalbi olmez. Bu 30 rekat namaz Resulallah(s.a.v.) Efendimiz'in berberi, Selman'i Pak (r.a.) hazretleri tarafindan rivayet edilmistir.

  

Kılınış iekli: Hacet namazına şu niyetle başlanır "Ya Rabbi, beni, dünyaya teşrifleriyle nura garkettigin Efendimiz hürmetine, sevgili ayın Receb-i şerif hürmetine, feyz-i  ilahine, afv-i ilahine, riza-i ilahine  nail eyle. Abid, zahid kulların arasına kaydeyle. Dünya ve  ahiret sıkıntılarından halas eyle. Riza-i şerifin için , Allahu Ekber."

Her rekatta, 1 Fatiha, 3 Kafirun, 3 Ihlas-i şerif okuyup, 2 rekatta bir selam verilir,

Böylece 10 rekat tamamlanır.

İlk 10 gün içinde kılınan namazdan sonra, 11 defa "La ilahe illallahu vahdehu la serike leh. Lehu'l-mulku ve lehu'l hamdu yuhyi ve yumit. Ve huve hayyun la yemutu biyedihi'l-hayr. Ve huve ala kulli sey'in kadir" okunup dua edilir.

İkinci 10 gün içinde yani Receb’in 11'i ile 20'si arasında kılınan 10 rekattan sonra 11 defa “İlahen vahiden ehaden sameden ferden vitren hayyen kayyumen daimen ebeda" okunup dua edilir.

Üçüncü 10 gün içinde, yani Receb'in 21'i ile 30'u arasında kılınan 10 rekattan sonra da 11 kere: "AlIahumme la  mania  lima  a'tayte , vela mu'tiye lima  mena'te, vela  raadde lima kadayte, vela mubeddile lima hakemte, vela yenfeu  ze'l-ceddi minke'l-ceddu. Subhane rabbiye'l-aliyyi'l-a'le'l-vehhab. Subhane rabbiye'l-aliyyi'l-a'le'l-vehhab. Subhane rabbiye'l-aliyyi'l-a'le'l-kerimi'l-vehhab. Ya vehhabu ya vehhabu ya vehhab" okuyup dua edilir.

June 17

Üç Aylar: Yeni Bir Mânevî Hamle Devresi

İSLAM DERGİSİ BAŞMAKALELERİ

Mahmud Esad Coşan, Nisan 1984

“Hep beraber Allah’a tevbe ediniz, ey mü’minler, taki felah bulasınız.”1 (23 Haziran 2009'da) hicrî 1430 yılının Receb ayı hulul ediyor; “üç aylar” (Receb, Şaban, Ramazan) denilen bir nurlu devre, bir mânevî hayır ve bereket, feyiz ve fazilet mevsimi başlıyor.

Bizler bu yeni fırsatta kendimize yeniden çeki düzen vermeli; günden güne sâfîleşip yüksele yüksele, Şaban’dan, Ramazan’a ârifâne geçmeli; en sonunda da maddî, mânevî ve rûhî bakımdan gerçek bir bayrama ermeliyiz.

Abdülkâdir-i Geylânî (ks.) (v. 561/1166) /unyetü’t-tâlibîn adlı eserinde şöyle yazıyor:

“Receb tevbe; Şaban muhabbet; Ramazan da Hakk’a kurbiyet ve vuslat ayıdır.”2

“Receb, günahı, zulm ü cevri terk etme; Şaban, salih amel işleyip vefa gösterme; Ramazan ise sıdk u sefâya erme ayıdır.”

“Receb’de şevkle girişilen tevbe ve hasenât kabule mazhar olur; Şaban’da işlenmiş eski seyyiat, afv ü mağfiret kılınır; Ramazan’da ise kula, ilahî ihsan ve ikramlar bahşedilir.”

Bu sebepten, baş tacımız, göz nurumuz ve gönül sürurumuz, sevgili Peygamberimiz, bu üç aylar hakkında:

“Receb Allah’ın, Şaban benim, Ramazan da ümmetimin ayıdır..”3 buyurmuş.

Zünnûn-ı Mısrî (ra.) (v. 245/859) diyor ki:

“Receb ekme, Şaban sulama ve tımar, Ramazan ise hasat ve biçim ayıdır.”

“Sene bir ağaca benzetilse Receb, o ağacın yapraklanma; Şaban, çiçeklenip meyvelenme; Ramazan ise olgunlaşan mahsulün devşirilip toplanma zamanıdır.”

Hülasa, günahkâr, asi, mücrim, gafil kulların, eğriyi bırakıp doğruya, batılı bırakıp hakka, kötüyü bırakıp iyiye yönelmesi, yani tevbe-i nasûh eylemesi;

... Yaratılış gayesini sezip, görevini idrake başlaması, sorumluluğunu hissetmesi, aziz ve celil rabbimiz olan Allah’a mahbûb ve makbul kul olmaya yönelmesi...

... Numûne-i imtisâlimiz, rehberimiz, Resûlullah Efendimize (sas.) has halis ümmet olmaya çalışması...

... Üç aylar her yıl tekerrür eden büyük bir imkân, kıymetli bir fırsat, uygun bir zaman ve vasattır.

Aziz kardeş! Bu büyük lütfun kadrini bil! Acaba bir dahaki tevbe mevsimine erebilecek misin? Fırsat geçirme, tembellik ve gafleti kov, gayrete gel, Hakk’a dön! O’nun engin rahmetine talip ol, yolunda kâim, zikrinde dâim ol ki cümle felah bundadır.


Dipnotlar
1: 24/Nûr, 31.
2: Alî el-Müttakî, Ebû’l-Feth b. Ebî’l-Fevâris’in Emâlî’sinde Hasan-ı Basrî’den mürsel olarak nakledildiğini belirtir. Bk. Kenzu’l-ummâl, XII, 556, hadis no: 35164.
3: Beyhakî, Şu’abü’l-Îmân, III, 374; Münâvî, Feyzü’l-kadîr, IV, 162-166.

 
------------------------------------------
"Allah var" deyip de yokmuş gibi yaşaman, Kur'an'a inandığını söyleyip de Kur'an'sız bir yaşantının doğuracağı tehlikelerden kendimizi ve neslimizi korumak mecburiyetindeyiz."
Hasan Tahsin Feyizli
 
March 08

Ey efendilerin efendisi. Ey sevgililerin sevgilisi. Seni biz de seviyoruz ey Allah’ın kulu ve peygamberi. Bizden razı ol...Amin!!!

EA,
 

O bir bahar günü doğmuştu.

 

İnananların gönlüne bahar gibi dolmuştu.

Uçsuz bucaksız papatya tarlalarında benzersiz kırmızı bir lale olmuştu.

Kalbimizin kızıl bahçelerinde beyaz, bembeyaz bir muştu olmuştu.

 

Üzülen, sıkılan, bunalan gönüllerimizin yâri olmuş;

bize bizden çok üzülmüş;

üstümüze anamızdan çok titremiş;

bize tüy gibi yumuşak merhametli bir el olmuştu.

O’nu Allah severdi.

O’nu kullar severdi.

O’nu çocuklar ve kadınlar severdi.

O’nu sert gönüllü erkekler de severdi; onlar sonra adalet timsali Ömerler oldular.

O’nu hurma kütükleri bile severdi, ayrılığına dayanamaz, inlerlerdi.

O kâinatın gözbebeği idi, O’nu kimler sevmezdi ki…

 

Seni biz de seviyoruz ey Allah’ın kulu ve peygamberi.

Ey efendilerin efendisi.

Ey sevgililerin sevgilisi.

Seni biz de sevmeye çalışıyoruz; ey hatalıların şefaat edicisi.

 

Keşke becerebilseydik seni sevmeyi.

Keşke başarabilseydik sana layık ümmet olmayı; bu büyük devletin bilincinde olabilseydik.

Yolunda gidebilseydik, er olabilseydik.

İlim ile, cihad ile, amel-i salih ile, güzel ahlak ile kendimizi donatmış olsaydık.

Birbirimizi daha çok sevebilseydik…

 

Her gün doğum gününüz bize.

Her salâvat sizden bir gül.

Sünnetler gül demetleri.

Hadisler gülün mis kokulu sözleri.

   

Söz her zaman ve mekanda O’nundur; onun için Sallallahu aleyhi ve selem efendimizden iki mübarek hadis ile sözü gerçek sahibine teslim edelim.

AĞLAYAN HURMA KÜTÜĞÜ  

Câbir radiyalluhu anh anlatıyor:

 

“Bir hurma kütüğü vardı ki Nebiyy-i muhterem sallallahu aleyhi ve sellem hutbe irad ederken onun üzerinde dururdu. Kendisi için minber kurulduğunda, bu kütükten gebe develerin iniltisine benzer sesler çıktığını işittik. Ne zaman ki Peygamber Efendimiz minberden inip de elini o kütüğün üzerine koyunca bu inilti kesildi.

 

Bir rivayette bu hadis şöyle geçmiştir: Cuma günü olup da Nebi aleyhisselam minbere oturdukları zaman yanında hutbe okuduğu bu hurma kütüğü öyle sayha (çığlık) ederdi ki yarılacak gibi olurdu.

 

Diğer bir rivayette bu hadis şöyle geçmiştir: Bir çocuğun haykırışı gibi ses çıkardı. Bunun üzerine Nebi aleyhisselam minberden inerek onu teskin için kucaklardı da, kütük adeta teskini gereken bir çocuğun iniltisi gibi inliyordu. Peygamber aleyhisselam:  

Bu ağaç parçası, işittiği zikirden dolayı ağladı.” buyurdu.”

      Hadis, Buhari tarafından rivayet olunmuştur.

  

 

KEVSER HAVUZU’NDA BULUŞMAK  

Câbir radiyalluhu anh anlatıyor:

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, sekiz sene geçtikten sonra (vefatına yakın), Uhud Gazası şehidlerini ziyarete çıktı. Ölülere ve dirilere veda eder gibi şehitlerin üzerine namaz kıldı (dua etti). Sonra minbere çıkıp irad ettiği hutbede şöyle buyurdu:

Ashabım! Ben sizden önce Ahiret’e gidip sizin için hazırlıkta bulunacağım, sizin Allah yolundaki hizmetlerinize şehadet edeceğim. Siz bana Kevser Havuzu yanında mülaki olacaksınız. Ben şu anda makamımda Cennet’teki Kevser Havuzu’nu görüyorum. (Benden sonra) sizin, şirk haline avdet edeceğinizden korkmuyorum. Lakin dünya hırsıyla nefsniyyet güderek imtiyaz ve teferrüd peşinde didişmenizden korkarım.” 

Ravi Câbir radiyalluhu anh Peygamber Efendimiz’i minber üzerinde en son görüşüm bu oldu.” demiştir.                  

      (Hadis, Buhari ve Müslim tarafından rivayet olunmuştur.)

 

Müslim’in bir rivayetinde:

Lakin sizin dünya hırsiyle nefsaniyyet peşinde birbirinizle boğuşup da, sizden evvelki milletlerin helak olduğu gibi, sizin de mahvolmanızdan korkarım.” denilmiştir.  

Hadisi rivayet eden Ukbe:

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’i bu görüşüm, minber üzerinde O’nu son görüşüm oldu, demiştir.  

Buhari’nin bir rivayetinde aleyhi’s-salatü ve’s-selam Efendimiz:

Kevser havuzuna ilk ulaşacağınız ben olacağım ve Allah yolundaki amellerinize şehadet edeceğim. Vallahi ben, şu anda, Cennet’teki havzımı görüyorum. Ve yine şu anda, bana dünya hazinelerinin (yahud arzın) anahtarları verildi. (İslam dininin cihanşümul olacağı tebşir edildi.) Vallahi benden sonra, sizin şirk haline avdet edeceğinizden havf ve endişe etmiyorum. Lakin sizin (dünyevi ihtirasla) nefsaniyyet güderek birbirinizle boğuşmanızdan korkarım.” buyurmuştur.

         (Hadisler, İmam Nevevi hazretlerinin Riyâzu’s-Sâlihîn kitabında kayıtlıdır.)

    

Allahumme salli alâ Seyyidina Muhammedin ve alâ âli Seyyidina Muhammed bi-adedi kulli dâin ve devâin ve bârik ve sellim aleyhi ve aleyhim kesîran kesîra.

 

------------------------------------------
el-EMIN Sallallahu Aleyhi Ve Sellem
March 07

Ey Sevgili...

Ey Sevgili...
 
SÜRGÜN ÜLKEDEN BAŞKENTLER BAŞKENTİNE

Senin kalbinden sürgün oldum ilkin
Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreği
Bütün törenlerin şölenlerin ayinlerin yortuların dışında
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Uzatma dünya sürgünümü benim

Güneşi bahardan koparıp
Aşkın bu en onulmazından koparıp
Bir tuz bulutu gibi
Savuran yüreğime
Ah uzatma dünya sürgünümü benim

Nice yorulduğum ayakkabılarımdan değil
Ayaklarımdan belli
Lambalar eğri
Aynalar akrep meleği
Zaman çarpılmış atın son hayali
Ev miras değil mirasın hayaleti
Ey gönlümün doğurduğu
Büyüttüğü emzirdiği
Kuş tüyünden
Ve kuş sütünden
Geceler ve gündüzlerde
İnsanlığa anıt gibi yükselttiği
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Bütün şiirlerde söylediğim sensin
Suna dedimse sen Leyla dedimse sensin
Seni saklamak için görüntülerinden faydalandım Salome'nin Belkıs'ın
Boşunaydı saklamaya çalışmam öylesine aşikarsın bellisin
Kuşlar uçar senin gönlünü taklit için
Ellerinden devşirir bahar çiçeklerini
Deniz gözlerinden alır sonsuzluğun haberini
Ey gönüllerin en yumuşağı en derini
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Yıllar geçti sapan olumsuz iz bıraktı toprakta
Yıldızlara uzanıp hep seni sordum gece yarılarında
Çatı katlarında bodrum katlarında
Gölgendi gecemi aydınlatan eşsiz lamba
Hep Kanlıca'da Emirgan'da
Kandilli'nin kurşuni şafaklarında
Seninle söyleşip durdum bir ömrün baharında yazında
Şimdi onun birdenbire gelen sonbaharında
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Ey çağdaş Kudüs (Meryem)
Ey sırrını gönlünde taşıyan Mısır (Züleyha)
Ey ipeklere yumuşaklık bağışlayan merhametin kalbi
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Dağların yıkılışını gördüm bir Venüs bardağında
Köle gibi satıldım pazarlar pazarında
Güneşin sarardığını gördüm Konstantin duvarında
Senin hayallerinle yandım düşlerin civarında
Gölgendi yansıyıp duran bengisu pınarında
Ölüm düşüncesinin beni sardığı şu anda
Verilmemiş hesapların korkusuyla
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır
Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır
Aşk celladından ne çıkar madem ki yar vardır
Yoktan da vardan da ötede bir Var vardır
Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır
Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
Senden ümit kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim
Sezai KARAKOC
March 04

şimdiden Mevlid Kandilinizi canı yürekten kutluyorum, Dualarda buluşmak dileğiyle VESSELAM

Sa,
 
 MEVLiD KANDiLi VE AiLE
 
M. Es'ad COŞAN (Rh.A) /1986
….
Allah'ın kahraman arslanı Hz. Ali radiyallahu anh ve kerremallahu vecheh'den rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz s.a.s. buyurmuşlar ki:
"Çocuklarınızı şu üç esas üzere terbiye edip yetiştiriniz:
Ben Peygamberinize muhabbet beslemek;
Benim Ehl-i Beyt'ime muhabbet beslemek;
Kur'an-ı kerim okumak; çünkü hamele-i Kur'an yani Kur'an'a sahip olanlar, onu ezbere bilenler, ahkamına aşina olanlar, başka hiçbir sıgınak ve gölgenin olmadıgı (ve güneşin halkın başına bir mil kadar yaklaştırılacagı) mahşer gününde, enbiya ve asfiya ile (yani peygamberler ve safi, veli, makbul kullar ile) beraber Arş-ı A'la'nın gölgesinde izzet ve ikramda olacaklar."
 
Demek ki bütün ailemiz fertlerine ve özellikle de çocuklarımıza, Peygamber Efendimizin eşsiz degerini ve büyüklügünü anlatıp, onların gönüllerinde peygamber aşkını, şulelerini tutuşturmak, biz anne ve babalar için, çok önemli ve ilahi bir görev oluyor.
 
Mevlid kandili ise bu iş için paha biçilmez bir imkan ve fırsattır. O halde evimizi o gece için bayram günü gibi temizleyip bezemeli; en güzel ve pak elbiselerimizi giyinmeli, en cici takkeleri, işlemeli namaz başörtülerini, alımlı ve sevimli tesbihleri, süslü seccadeleri bu vesile ile kız ve erkek çocuklarımıza hediye etmeli; sokagımızı süpürüp düzenlemeli, fakirlere sadakalar vermeli, komşulara ikramlarda bulunmalı, tebrikleşmeli; o gece yatsı namazına çoluk çocuk sevinçle camilere gitmeli; oralardaki programları vaazları can kulagı ile dinlemeli; Kur'an'lar ilahiler okumalı, tesbihler çekmeli, zikirler, ibadetler etmeli, çokca selatü selamlar ile geceyi imar ve ihya eylemeliyiz.
 
Bütün bunların üstüne bastıra bastıra, önem vererek, zevk ve şevkle, seve sevine yapalım, taki bu gece, çocuklar dan büyüklere, aileden çevreye kadar herkeste unutulmaz tatlı hatıralar, derin köklü imajlar olarak kalsın; yaşanan o kutlu ve mutlu anlar, o nurlu ve sevinçli duygular, gönülde, dimagda yerleşsin; Peygamber Efendimize daha bir şevkle baglanılsın; sünnet-i seniyyesi iyice tanınsın, yaşasın, başlara tac yaşamımıza minhac olsun.
 
Sevgili aile reisleri! O günü asla sönük geçirmeyin, akşama eve kucaklarınız dolu dolu gelin, evinizi, sofranızı, çiçekler, meyveler ve tatlılarla kandil simitleriyle şenlendiriniz. Çünkü bilirsiniz ki bilhassa çocuklar için sevginin yolu bogazlardan ve mideden geçmektedir. Bilin ki onları sevindirmenin sevabı çok yüksektir. Nitekim sahih-i Müslim de rivayet edilen şu hadis-i şerif, aile için yapılan masrafların üstün degerini belirtmek bakımından ne kadar önemli ve anlamlı bir belgedir.
 
"Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:
 
Allah yolunda (cihada) harcadıgın bir dinar (yani altın) para; köle azad olması için verdigin bir dinar, yoksula sadaka olarak verdigin bir dinar ve nihayet, Allah için sarf ettigin bir dinar... Burların sevap bakımından en büyük ve en yüksegi ailene sarf ettigin dinardır."
 
Ben de buradan hepinizin ve tüm diger dostların mevlid kandilini bütün kalbimle kutlar; dualarımı sunar; kısacası Peygamber Efendimizin has ümmetleri arasına katılmanızı, gün gibi gül yüzünü rüyalarda doya doya görmenizi, has bahçesine daha dünyada girmeniz, ahirette de cennet-i ala'da O'nunla ailece komşu olmanızı Cenab-ı Hak'tan niyaz eylerim.
 
March 03

Hoşgeldin Ya Rasulallah, (s.a.s) Şeref verdin Kainata

Sa, Degerli Dostlar,
Asik ile masukun birlesmesinden ortaya cikan meyvelerden bazi secmeleri sizinle paylasmak istedim. Rabbim bizleri de rahmet peygamberini hakkiyle sevmeyi,  O'nun ve varislerinin yolunda yurumeyi nasip etsin. Amin.
Sa.
Harun Veli'de
alıntıdır...
 
 
(Ey Muhammed!) Biz seni, alemlere ancak bir rahmet olarak gönderdik. Enbiya Suresi: 21/107
 
(Ey Rasulüm!) De ki: "Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayan ve merhamet edendir.." Ali Imran Suresi: 3/31
 
Sizden hic biriniz, ben kendisine cocugundan, babasindan ve butun insanlardan daha sevgili olmadikca (iman-i kamille) iman etmis olamaz. Muslim, Iman 70
 
"Anam babam sana feda olsun ya Rasulallah."
Butun sahabelerin ortak sozleri
 
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Sezai KARAKOC
 
Ben yasadikca Kur'an'in bendesiyim
Ben Hz. Muhammed Mustafa'nin yolunun tozuyum.
Mevlana Celaleddin-i Rumi
 
Rûhum sana âşık, sana hayrandır Efendim,
Bir ben değil, âlem sana kurbandır Efendim.
 
Aşkınla buhurdan gibi tütmekte bu kalbim,
Sensiz bana cennet bile hicrândır Efendim.
Ali Ulvi Kurucu
 
Müjdecim, Kurtarıcım, Efendim, Peygamberim;
Sana uymayan ölçü, hayat olsa teperim!
Necip Fazil KISAKUREK
 
Yâ Nebi....
Şu halime bak
Nasıl ki bağrı yanar gün kızınca sahranın,
Benim de ruhumu yaktıkça yaktı hicranın.
Mehmet Akif ERSOY
 
Hristiyanların kendilerine gelen Resûl için dediklerini dememek şartıyla,
Öğ öğebildiğin kadar.. Yücelt yüceltebildiğince O Hakk Kahramanını..
 
Çağırınca Peygamber, Ağaçlar geldi, eğildi huzurunda;
Dallarıyla, kökleriyle yürüdüler; Çünkü yok ayakları..
 
Sen ey, anlayanlar için, bizzat varoluşunla ne büyük işaret ve mûcize,
Nimetin kadrini bilenler için ne büyük nimetsin, ne büyük Hakk armağanı..
 
Rabbim! İzin ver çözülsün ebedî salavat bulutları bir kez daha..
Boşansın Resûl üstüne sel sel, sicim sicim “Selam! Selam” yağmurları..
Imam BUSIRI
 
Pes Muhammeddir bu varlığa sebeb
Sıdk ile ânın rızasına kıl taleb
Ey gönüller derdinin dermanı sen
Ey yaradılmışların sultanı sen
Ya Habiballah bize imdad kıl 
Son nefes didarın ile şad kıl
Suleyman CELEBI
 
 
Sultân-ı rüsûl, şâh-ı mümeccedsin efendim
Bî-çârelere devlet-i sermedsin efendim
Dîvân-ı İlâhîde ser-âmedsin efendim
Menşûr-ı le’amrüke mü’eyyedsin efendim
Sen Ahmed ü Mahmûd u Muhammed’sin efendim
Hakdan bize sultân-ı mü’eyyedsin efendim
Seyh GALIP
 
Gel ey sevgili!
Bir gelişle gel, bir gülüşle gel.
Doğ ufkumuza, sar dünyamızı, gir gönlümüze yeniden....
Sana muhtacız...
Sana en fazla muhtacız...
İskender PALA
 
 
Bazen kendine aşık deli bir fırtınaydım
Fırtınalar önünde bazen bir kuru yaprak
Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım
Nurullah GENÇ
 
 
Salat ü selam sana ey insanların en şereflisi, en edeblisi, en kibarı ve en zarifi!
Çağlar boyu hor görülen, ezilen kadın cinsine paye veren, himaye eden sen'sin;
onlara iyi davranmayı erkeklere sen öğütledin, modern çağlardan çok çok evvel,
 onların hukukunu milletlere sen öğrettin..
 
Mahmud Es'ad COSAN 
February 14

(Valentine's Day)

Sa,
Degerli Dostlar, bugunun muslumanlar acisindan  inanc noktasindan kacinilmasi gereken bir gun olmasi nedeniyle asagidaki yaziyi paylasmak istedik.
 
Inanc herseyden onemlidir.
sa.
 
Bugün Sevgililer Günü  
 
14 Şubat 2004 tarihinde yazdığım yazıyı günün önemine binaen tekrar yayınlıyorum. O gün şunları yazmıştım:
 
Bugün "Sevgililer Günü"yle ilgili birkaç kelime yazmak istiyorum. Malum, Katolikler'de Valentine's Day diye bilinen 14 Şubat günü küreselleşmenin bir başka boyutu olsa gerek, Müslüman ülkelerde de "Sevgililer Günü" olarak kutlanmaya başladı, gittikçe de yaygınlaşıyor.
 
14 Şubat günü Türkiye genelinde geçen sene 1,2 milyonun üzerinde kırmızı gül satıldığını duyduğumda yadırgamadım. Çiçekçiler adına sevindim de. Ama bastıran kış şartlarının çiçekçileri olumsuz etkilediği için üzüldüm. Çünkü bir yıldır bugüne hazırlanıyorlardı.
 
Hayretimi mucip olan bir diğer husus da, aynı gün Ortodoks mezhebine mensup tanıdığım bir Hıristiyan'a, Valentine's Day'da ne yaptığını sorduğumda, "14 Şubat bizim günümüz değil, o Katolikler'in günüdür" diyerek 14 Şubat'ı kutlamadığını söylemesiydi. Hayretimi mucip olmuştu çünkü 14 Şubat'ı Hıristiyan olduğu halde mezhep ayrılığından dolayı Ortodokslar bile kutlamazken, çok sayıda, Müslüman o gün elinde kırmızı güllerle günün gereğini yerine getiriyordu!
 
Ben bugüne rağbet eden Müslümanlar'ın büyük çoğunluğunun, 14 Şubat'ın bir Hıristiyan bayramı olduğunu bilmediklerini düşünüyorum. Medyadaki yayınların etkisinde kalarak sadece Sevgililer Günü olduğu için sevdiklerini hatırlama adına bir şeyler yaptıklarını tahmin ediyorum.
* * *
Dînî bir gün olması ve kişinin inancını ilgilendirmesi sebebiyle "Ortodokslar'ın bile kutlamadıkları bir gün hakkında bir Müslüman olarak bizim de bir görüşümüzün ve bakışımızın olması gerekmez mi?" diye düşündüm ve biraz araştırdım.
 
Tarihçesine baktığımda, putperest Romalılar'ın sürülerini kurtlardan korumaları için tanrılarına kurbanlar kestikleri 15 Şubat Lupercalia Bayramı'nın sonraları sevgililer bayramına dönüştüğünü gördüm..
 
Rivayete göre, İmparator 2. Claudius savaşı olumsuz etkilemesin diye askerlere evlenmeyi yasaklar. Fakat Rahip Valentine bu yasağa uymaz ve sevgililer arasında gizliden gizliye nikah kıyar. Tabii çok geçmeden yasağı deldiği ortayla çıkar ve idama mahkum edilerek hapse atılır.
 
İmparator bir putperesttir. Valentine ise tevhid inancına sahiptir. İmparator, Aziz Valentine'e Hristiyanlığı bırakıp Roma'nın tanrılarına tapması karşılığında kendisini affedeceğini teklif eder. Valentine dininde kalmakta ısrar edince, miladi 270 yılında 14 Şubat'ı 15 Şubat'a bağlayan gece idam edilir.
* * *
Hıristiyanlık yayılıp Avrupa'da kabul gördükten sonra 496 yılında da Papa Gelasius, Aziz Valentine'i onurlandırdmak için 14 Şubat'ı Valentine Günü ilan eder.
 
Ancak Valentine gençleri günahtan kurtarmak için nikah kıyarak ilişkileri meşrulaştırırken sonraları onun adına kutlanan günde ilişkilerin gayri meşru (kızların isimlerini birer kağıda yazıp masa üzerindeki bir sepete koymaları, delikanlıların da kura çekerek paylarına düşen kızlarla birlikte olmaları gibi) mecralara aktığı görülür hatta bir ara gençlerin ahlakını ifsad ettiği gerekçesiyle din adamlarının teklifiyle İtalya'da yasaklanır..
 
Fakat 14 Şubat, 1800'lü yıllardan sonra da "Sevgililer Günü" olarak Batı'nın toplumsal bir olayı haline gelir. Sevgililer birbirlerine kırmızı güller hediye ederler ve kutlama kartları gönderirler.
 
Hülasa Sevgililer Günü diye bilinen 14 Şubat Katolik dünyasının dini bayramlarından biridir.
* * *
Allah katında hak din İslam'dır (Al-i İmran,19) ve Allah katında İslam'dan başka hiçbir din makbul değildir
(Al-i İmran, 85). Dolayısıyla hak din mensupları başka dinlere ait bayramları kutlayarak onlara dînî konularda benzemekten kaçınmak durumundadır. Hz. Peygamber de dini inanç, örf, dini kisve, dînî davranış, ibadet ve dini adetlerde başka din mensuplarına benzemekten bizleri sakındırmıştır.
 
Tevhit inancına sahip bir Müslüman'ın hak katında makbul olmayan inançlara simge olmuş her şeyden uzak durması, inancının duruluğunu koruması için gereklidir.
 
Tabii ki, benzemekten kaçınmak sadece dînî konulardadır, yoksa hiçbir zaman ilim ve teknolojinin ve diğer çağdaş gelişmelerin reddi anlamında değildir.
* * *
Hıristiyan olduğu halde bir Ortodoks dahi kendisine ait olmayan bir günü kutlamayarak duyarlılık gösterirken bir Müslüman neden aynı duyarlılığı göstermesin ki?!
 
Ayrıca inancımıza göre kadın ile erkek arasındaki sevgi ve aşka dayalı ilişkiler nikah varsa meşrudur. Sevgililer Günü'nde daha ziyade nikahsız ilişkiler öne çıkmaktadır. (İtalya'da bir zaman yasaklanmasının temelinde de nikahsız ilişki yatmaktadır.) Valentine's Day'de hatırlanan sevgi, eşler arasındaki meşru sevgi ise bu bir Katolik için gayet normaldir. Ama Müslüman çiftlerin birbirilerine gül veya hediye vermeleri için Katolikler'e ait Valentine's Day'i beklemeleri gerekmez ki! Hediyeleşmek için özel bir gün beklemek gerekmiyor!
 
alıntıdır.
 
not: lütfen daha dikkatli ve sağduyulu   olalım ve bu yazıyı herkesle paylaşalım...
 
Müslüman olarak bizim tek sevgilimiz kimdir? işte bu sorunun cevabı!
 
EBEDİ SEVGİLİ
 

Hadi bugün O'na sevgini göster!

Sevgililer günü ya bugün…

O'nun için bir şey yap!

O'na kendini beğendir bugün!

"Seviyorum" diyorsun ya…

Hadi göster sevgini!

O neyi seviyor, neyi sevmiyor öğren!

VE....

Sev O'nun sevdiklerini, sevmediklerinden uzaklaş!

Ki, O  da sevsin seni…

Seven elbet sevilir ama, lafta kalmasın sevgin…

Hadi bugün O'na göster sevgini!

Sevgililer günü ya bugün..... 

Bilirsin, seven hep sevdiğini anlatır,

"Bülbülün yüz hikâyesi varmış, hepsi de gül üstüne.."

Bugün, ulaşabildiğin herkese O'nu anlat!

O'nu ve O'nun en sevdiğini sallallahu aleyhi ve sellem…

Telefonla, yüzyüze, kavlen ve fiilen  O'nu anlat!

O, sana senden de yakın olanı...

O, seni senden de iyi bileni...

O, sen O'nu bıraksan da seni asla bırakmayanı...

O, en güzel sevda türküsünü, ölümsüzlük bestesini…

Sevgililer günü ya bugün..
 

Bilirsin, seven hep sevdiğini düşünür ya..

Bugün sen de hep O'nu düşün!

O'nun hoşuna gidecek bir şey yap!  Memnun et O'nu..

Meselâ;
Şimdiye dek isteyip te yapamadığın bir emrini uygula bugün!

Eğer örtülü değilsen, hiç çıkarmamak sözüyle,

Bir başörtüsü al kendine!

Kılamıyorsan, bugün namaza başla!

Meselâ; "Kur'anı mutlaka öğreneceğim" de!

Biliyorsan, öğretmek için bir talebe bul kendine!

Bir ayet ezberle ve uygula onu!

Bugün bir hadis öğren ve öğret onu!

Meselâ; bugün Sevgilini en az bir kişiyle tanıştır!

Hiç tanımadığın birine selam ver!

Bir yetimin başını okşa! Bir çocuğu sevindir bugün!

Meselâ;

İşyerine giderken bir tatlı götür bugün,

Ya da, elindeki tatlıyla çal komşunun kapısını,

Yüreğini bölüş, O'nu anlat bu vesileyle..

Bugün O'nun için birşey yap!

Ama yalnız O'nun için.. Nefsini hiç karıştırma!

Cennet hesapları yapma bugün,karşılık bekleme!

Pazarlıksız, riyasız olsun her yaptığın…
 

Bugün şöyle bir düşün!

Sevdiklerine ve hatta sevmediklerine,

Ne kadar çok vakit ayırıyorsun?..

Fanî dediğin şu dünya için ne kadar çok çalışıyorsun?..

Yarım saat sürecek bir ziyaret için,

On dakika sürecek bir yemek için, mutfakta ne kadar kalıyorsun?..

Nazlıca ağlayan yavrunun sesiyle nasıl fırlarsın yatağından, o soğuk gecede?..

İşverenin ay sonunda vereceği üç kuruş için nasıl kahredersin kendini?..

Sınıfını geçebilmek için, iyi not alabilmek için, nasıl geceni gündüzüne katarsın?..

Eşini, çocuklarını, anneni, babanı, nişanlını memnun etmek için nasıl da çırpınırsın…

Tüm bunlar ve senin de ekleyebileceğin dahaları için yaptıklarının,

Söyle, yüzde kaçını Allah için, Habibullah için yaptın bugüne kadar?.. 

Evet bugün sevgililer günü...

Sen de buluş Sevdiğinle bugün!

At kendini seccadeye, bir tövbe et, dönmemecesine..

O'nun sevmediği herşeye "elveda" de!

Gözyaşların armağan olsun O'na..

Gözyaşların ve zaten O'nun olan yüreğin..

Bugün ve hergün!
 

Ayşe Reşad

14 Şubat 2001

 
Asım Yıldırım'ın Sesinden dinle:

 
http://video.google.com/googleplayer.swf?docId=223697576422210619

                                                                                                               

February 13

Efendimizden 20 Altın Tavsiye

 
Bir gün, bir adam Peygamber Efendimiz'in (asm) yanına gelerek, "Size dünya

ve ahiretle alakalı soracak sorularım var." der.

Bunun üzerine Peygamberimiz (asm) o kimseye, "Ne istiyorsan sor."

buyururlar. Ardından o kişi ile Peygamber Efendimiz (asm) arasında bizim de

pek çok dersler çıkarabileceğimiz şu diyalog yaşanır:

İnsanların en zengini olmak istiyorum. Ne yapmalıyım?

Kanaatkâr olursan insanların en zengini olursun.

İnsanların en hayırlısı olmak istiyorum.

İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır. Sen de insanlara faydalı ol.

İnsanların en adaletlisi olmak istiyorum.

Kendin için istediğini insanlar için de istersen insanların en adili olursun.

İnsanlar içinde Allah'a en yakın, O'nun en has kullarından olmak
istiyorum.

Allah'ı çok zikredip anar ve hatırlarsan o zaman Allah'ın en has kulu olursun.

Muhsinlerden, iyilik edenlerden olmak istiyorum.

Allah'a, O'nu görüyor gibi ibadet et, her ne kadar sen O'nu görmesen de O
seni görüyor.
İmanımı kemale erdirmek istiyorum.

Güzel ahlaklı olursan imanın kemale erer.

Kıyamet günü nur içinde haşrolmak istiyorum.

Hiç kimseye zulmetme, kıyamet günü nur içinde haşrolursun. Önce kendine ve insanlara merhamet et ki; Allah da sana merhamet etsin.

Günahlarımın azalmasını istiyorum.

İstiğfar ederek günahlarının bağışlanması için Allah'a yalvarırsan günahların
azalır.

İnsanların en kerimi olmak istiyorum.

Allah'a kullarını şikayet etmezsen insanların kerimi olursun.

Rızkımın bol olmasını istiyorum.

Temizliğe devam edersen rızkın bol olur.

Allah ve Resulü tarafından sevilmek istiyorum.

O zaman Allah ve Resulü'nün sevdiklerini sev, sevmediklerini de sevme.

Allah'ın bana kızmasından kendimi korumak istiyorum.

Kimseye kızmazsan Allah'ın gazabından ve kızmasından kurtulursun.

Duamın kabul edilmesini istiyorum.

Haramlardan sakınırsan duaların kabul olur.

Allah'ın beni başkalarının yanında rezil etmemesini istiyorum.

Namusunu koruyup iffetli ol ki; insanlar yanında rezil olmayasın.

Allah'ın ayıplarımı, kusurlarımı örtmesini istiyorum.

Kardeşlerinin ayıplarını örtersen Allah da senin ayıplarını örter.

Benim günahlarımı ne siler?

Gözyaşların, hudûun (saygıyla Allah'a kulluğun) ve hastalıklar.

Allah yanında hangi özellikler daha faziletlidir?

Güzel ahlak, tevazu, belalara sabır ve kazaya rıza.

Allah yanında en büyük günah hangisidir?

Kötü ahlak ve Allah'ın emirlerine karşı gösterilen cimrilik.

Rahman Allah'ın rahmetini ne coşturur?

Gizliden gizliye sadaka vermek ve sıla-i rahim (akrabaları ziyaret ve görüp
gözetmek).

Cehennem ateşini ne söndürür?

Oruç.

(Ali el-Müttaki, Kenzu'l-Ummal, 16/127-129)


Mehmet E.Unal


It's not what you look at that matters, it's what you see.
Henry David Thoreau
Great ideas often receive violent opposition from mediocre minds.
Albert Einstein
February 05

TASAVVUF'TA 4 KAPI VARDIR

 

1- Şeriat Kapısı
2- Tarikat Kapısı
3- Marifet Kapısı
4- Hakikat Kapısı

  

Öğreti olarak bu kapılar birer birer geçilerek Hakikate ulaşılır.

Öğrencilerinden biri Mevlana'ya sormuş;

"Efendim, bu 4 kapı meselesini ben pek anlayamıyorum.

Bana anlayabileceğ im bir lisanla anlatır mısınız?"

"Şimdi bak, karşı medresede dersini çalışan dört kişi var ve hepsi rahlelerine eğilmiş.

-Sen git bunların hepsinin ensesine bir şamar at, sonra gel sana anlatayım."

Öğrenci gitmiş, birincinin ensesine bir tokat akşetmiş.

Tokadı yiyen derhal ayağa kalkıp arkasını dönmüş ve daha kuvvetli bir tokatla Mevlana'nın öğrencisini yere yıkmış.

Öğrenci dayağı yemiş, geri dönecek ama hocasına itaat var.

Yaradana güvenip ikinciye de bir tokat akşetmiş. O da derhal ayağa   kalkıp elini kaldırmış.
Tam tokadı vuracakken vazgeçip yerine oturmuş.

Öğrenci devam etmiş, üçüncüye de bir tokat atmış.
Üçüncü şöyle bir kafasını çevirip baktıktan sonra çalışmasına devam etmiş.

Dördüncü, tokadı yemesine rağmen hiç oralı bile olmadan çalışmasına   devam etmiş.
Öğrenci Mevlana'ya dönmüş, olanları anlatmış.

Mevlana; "İşte sana istediğin örnekler....

- Birinci, şeriat kapı sını geçememiş biri idi.
    Şeriatta kısasa kısas olduğu için, tokadı yiyince kalktı, aynısını sana iade etti.

- İkinci, tarikat kapısındadır . Tokadı yiyince o da kalktı, tam tokadı iade edecekti ki,

tarikat öğretisinde verdiği söz aklına geldi.
  "Sana kötülük yapana bile iyilik yap". Onun için döndü, oturdu.

- Üçüncü, marifet kapısına kadar gelmiştir.
   İyinin ve kötünün tek Yaradandan geldiğini bilir, inanır.
  Yaradan bu kötülüğe hangi iblisi alet etti diye merakından şöyle bir dönüp baktı.

- Dördüncü, hakikat kapısını da geçmiştir.
   İyinin ve kötünün tek sahibi olduğunu ve aynı olduğunu bilir.
   Onun için dönüp bakmadı bile...

 

Mevlana
January 23

HACET NAMAZI


Sizi mutsuz eden büyük bir derdiniz mi var?

Ulaşmak istediğiniz muhteşem bir idealin peşine mi düştünüz?

Huzursuzluk, ailenizin ayrılmaz bir parçası mı oldu?

Birisi kalbinizi mi kırdı?

Önemli bir sınava mı gireceksiniz?

Günü gelmiş bir borcunuzu hâlâ ödeyemediniz mi?

İşsiz misiniz? İşten mi atıldınız? İşinizde bir türlü arzuladığınız başarıyı yakalayamadınız mı?

İyi bir evlilik mi istiyorsunuz? Çocuğunuz mu olmuyor?

Bunlardan çok daha önemli yüce gayeler uğruna çaba harcıyor, insanlığa İslâm'ı ve Kur'an'ı anlatmak için çırpınıyor, bir dizi plan ve program yapıyorsunuz. Ancak bir tarafta önünüze konan engeller, diğer tarafta gerçekleştirmeyi istediğiniz manevî projeler var. Bilhassa İslâm âleminin maruz kaldığı acılar, ıstıraplar, saldırılar, tuzaklar yüreğinizi yakıyor.

Maddî manevî, küçük büyük, dünyevî uhrevî bütün dertleriniz veya arzularınız için kılacağınız muhteşem bir namaz var: Hacet namazı.

Elbette bir kul olarak sebeplere sarılacak, üzerinize düşeni yapacaksınız. Ama bazen olur ki, sebepler tükenir ya da etkisiz kalır, bütün yollar denenir, çareler biter, ne yapacağını bilememenin ıstırabıyla yapayalnız kalırsınız. Artık kalbiniz kederli, gözünüz yaşlı hüzün denizinde yüzerken hacet namazı sizi sahile çıkaracak bir can simididir.

Hz. Enes'in hacet namazı

İşte bu muhteşem fırsatı değerlendirenlerden birisi olan Hz. Enes (r.a.) harika bir sonuç alır.

Bir yaz günü Hazret-i Enes'e bahçıvanı gelerek, yağ­mur yağmadığından ve bahçenin kuruduğundan yakındı.

Bu haber üzerine Hazret-i Enes, Resulullah'ın (a.s.m.) "Herhangi bir ihtiyacı olan kimse iki rekât namaz kıldıktan sonra Allah'a dua etsin" şeklindeki "hacet namazı" tavsiyesini hatırladı.

Su isteyerek abdest aldı ve namaza durdu. Selam verdikten sonra bahçıvanına:

– Gökyüzünde bir şey görebiliyor musun, diye sordu. Bah­çıvan:

– Göremiyorum, dedi. Enes, tekrar içeri girip namaz kılmaya devam etti.

Birkaç kez bahçıvana:

– Gökyüzünde bir şey görebiliyor musun, diye sorunca adam:

– Kuş kanadı gibi bir bulut görüyorum, dedi.

Bunun üzerine Enes, namazını ve duasını sürdürdü. Az sonra bahçıvan Hazret-i Enes'in yanına girdi ve:

– Gök bulutla kaplandı ve yağmur yağmaya başladı, dedi. Bunun üzerine Hazret-i Enes:

– Haydi, ata bin de yağmurun nerelere kadar yağdığına bak, dedi.

Bahçıvan etrafı dolaştığında, yağmurun sadece Hazret-i Enes'in büyük bahçesine yağdığını gördü. (İbn-i Sa'd, et-Tabakâtü'l-Kübrâ, c. 7: 21-22)

Başkası için hacet namazı kılınabilir mi?

Kişi kendi adına hacet namazı kılıp dua edebildiği gibi, bir mümin kardeşinin amacının  gerçekleşmesi için de namaz kılıp dua edebilir. Bu bir dua olduğu için kişi mümin kardeşinin derdini kendi derdi kabul edip onun için dua edebilir. Bunun dinen bir sakıncası olmadığı gibi, büyük sevap da kazandırır. Çünkü, hadislerde buyrulduğu gibi, "Mümin kardeşine dua eden kişiye melekler dua eder", "Kim bir mümin kardeşinin ihtiyacını giderirse, Allah da onun ihtiyacını giderir."

Bilhassa eşiniz, kardeşiniz, anne babanız veya arkadaşınız için hacet namazı kılıp dua edebilirsiniz.

İnşallah kendiniz veya başkası için kıldığınız hacet namazı ve yaptığınız duadan sonra harika sonuçlar göreceksiniz.
 
Gücü yeten herkes Filistindeki zulmün sona ermesi adına hacet namazı kılmalı ve bu konuda mümkün olduğunca çok müslümanı bilgelendirmelidir!...
 
Allah'a emanet olun

Mehmet E.Unal
Alıntıdır :)

 

 

    " Ben dostlarımı;
Ne kalbimle, ne de aklımla severim.
  Olur ya...!
Kalp durur, akıl unutur.
 
Ben dostlarımı; Ruhumla severim. O, ne durur, ne de unutur "
                                                        

                                                 MEVLANA:)

Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
http://img31.imageshack.us/img31/6974/09072009cumamesaji.jpg


Muhabbet iki türlü olur; birisi manay-ı harfidir ki; Allah namına ve hesabına mahlukatı sevmektir. Her şeyi Allah’ın isim ve sıfatlarına bir ayna, bir vasıta olmasından dolayı sever. Aslında sevdiği şey eşyanın kendisi değil, eşyanın üstündeki parlayan İlahi isimlerdir. Dostluğa da bu nazarla bakılabilir.

Diğeri ise; manay-ı ismidir; mahlukatı kendi namına ve hesabına sevmektir. Yani Allah’ın bir eseri, bir sanatı olduğu için değil, sadece nefse bir fayda veya lezzet verdiği için sevmektir. Bu çeşit sevgiler meşru değildirler. Hem devamsız ve esassız bir sevgi ve dostluktur. Zira bu tarz  sevgi; safi ve katıksız değil, karşılıklı menfaat üzerine kurulmuştur.

Peygamber efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) farzı muhal olarak; manay-ı ismi olarak birisini dost edinseydim, Hazreti Ebu Bekir (radıyallâhu anh)’ı dost edinirdim sözü ile; Hazreti Ebu Bekir (radıyallâhu anh)’ı taltif ve tazim ediyor. Dostluk ve kardeşliğin vefasını bu vecihle gösteriyor.

Üstad'ın fenafil ihvan ifadesi; bu vefa ve tazimin bir başka ifade şeklidir. Yani kardeşlik ve dostluk öyle bir şey ki; kardeşinin menfaati için gerekirse kendi menfaatinden vazgeçebileceksin. Her türlü menfaat ve tazimde kardeşinin nefsini kendi nefsinden ileri sürmesini bileceksin anlamındadır. Sahabelerdeki isar * denilen haslet budur. Yani, kendi hissiyat-ı nefsaniyesini unutup, kardeşlerinin meziyat ve hissiyatıyla fikren yaşamaktır.


Üstad bu meseleyi şu şekilde izah ediyor: Sahabelerin, sena-i Kur'aniyeye mazhar olan "İsar hasletini" kendine rehber etmek, yâni hediye ve sadakanın kabulünde başkasını kendine tercih etmek; ve hizmet-i diniyenin mukabilinde gelen menfaat-ı maddiyeyi istemeden ve kalben taleb etmeden, sırf bir ihsan-ı İlâhî bilerek, nâsdan minnet almıyarak ve hizmet-i diniyenin mukabilinde de almamaktır.(Çünki hizmet-i diniyenin mukabilinde dünyada bir şey istenilmemeli ki ihlâs kaçmasın. Çendan(onca) hakları var ki, ümmet onların maişetlerini temin etsin. Hem zekâta da müstehaktırlar. Fakat bu istenilmez; belki verilir. Verildiği vakitte, hizmetimin ücretidir denilmez. Mümkün olduğu kadar kanaatkârane başka ehil ve daha müstehak olanların nefsini kendi nefsine tercih etmek  sırrına mazhariyetle, bu müdhiş tehlikeden kurtulup ihlâsı kazanabilir..

Şu dünyada en bahtiyar amel insanın dost ve kardeşine mürüvvetli ve vefalı olmasıdır.

Selâm ve dûa ile...

***********************


* isar :  Kendisi muhtaç olduğu halde başkasına nimet vermek, cömertlik, ikrâm. * Yumuşatmak. * Dökmek, serpmek. Saçmak.

img128/4313/sampbfbfef012ae796d7ex9.jpg

1 hour ago
http://img33.imageshack.us/img33/8189/cumarbg.jpg

Yürek nükleer güç merkezidir. Sevdiği zaman sevdigine cennet, sevmediği zaman nefret ettigine cehennem kesilir…

insanın kazanılması ne denli büyük bir saadetse kaybedilmesi de o denli korkunç bir felakettir...

Bir benimle ne çıkar demeyeceksin, baharın haberini karın altında kı
şa inat açan kardelenlerin verdiğini unutmayacaksın...

Kim var diye sa
ğa sola bakmayacaksın, ben varım diyecek ve yürüyeceksin...

önce seveceksin, garazsız ve ivazsız, pazarlıksız, bedelsiz seveceksin, sevginin illeti ölümsüz olacak ki sevgin de ölümsüz olsun.

Bir insanın yüre
ğinin aydınlanmasına vesile olduğunda dünyanın tapusunu sana vermişler gibi sevineceksin.

Onu kınamak yerine karanlık yüre
ğine ışık tutacak, sevgiden oltanı gönül ummanına şefkatle atacaksın...

July 3
http://img512.imageshack.us/img512/2971/kandiltebrigirbg.jpg

Regaib Kandilidir Bugün. Bu kandil, dini literatürümüzde üç aylar olarak bilinen, Recep ayı ile başlayıp, Şaban ayı ile devam eden, rahmeti, feyzi ve bereketi bol olan Ramazan ayı ile noktalanan huzur ve maneviyat mevsimine girdiğimizin de habercisidir.

Üç aylar ismiyle şöhret bulan bu aylar ve içinde barındırdığı özel geceler, Allah’ın rahmetinin müminlere bol bol ikram edildiği, mağfiretinin, lütuf ve kereminin üzerimize sağnak sağnak yağdığı zaman dilimleridir. Zira bu günlerde kalpler aynı duygu etrafında birleşip çarpar, eller aynı düşüncelerle semaya açılır, gözlerden aynı hissiyatın yaşları süzülürken, dillerden dua ve tespihler aynı aşkla dökülür. Ayrıca bu aylar, durup düşünmenin, geçip giden zamanın değerini idrak etmenin ve daha iyi değerlendirmenin çaba ve imkanlarını sunmaktadır bizlere. Günlük hayatın koşuşturması ve yoğun temposu içinde insan, zaman zaman gönül alemine nazar kılma ve içe doğru bir yönelişi yaşama ihtiyacı duymaktadır. İşte bu mübarek gün ve geceler böyle bir deruni muhasebeye de vesile olurlar.

İman, insanın iç aleminden başlayıp hayatının her alanını aydınlatan bir hakikat bilgisidir, bir bağlanıştır. İman, bu dünyada yalnızlığının ve faniliğinin sürekli farkında olan, fakat bu derin hakikatı göz ardı etmeye de uğraşan insanı Yüce Yaratana bağlayan ve ona hayatın nihai anlamını kavratan bir güçtür. Namaz, oruç, zekat, hac, dua ve Allah’ı anma gibi ibadetler ise bu bağlantıyı canlı tutarlar. Giderek yalnızlaşan, maddi imkanı artmasına rağmen ruhi yönelişlerini yitiren günümüz insanına bir diriliş fırsatıdır üç aylar ve kandiller. Dinî hayatımıza olumlu anlamda yeni bir heyecan, canlılık ve ivme kazandıracak olan bu mübarek ay ve geceler, Yaratıcımıza, ailemize, çocuklarımıza, vatanımıza, milletimize ve tüm insanlığa karşı görev ve sorumluluklarımızın olduğunu bir kez daha bizlere hatırlatmakta, yanlış ve kusurlarımızdan dönmemize vesile olmaktadır.

İnsan bir taraftan saygın, üstün hasletlerle donatılmış, diğer taraftan da pek çok zaaf ve kusuru bulunan bir varlıktır. Madde ve mânâ arasındaki dengenin madde lehine bozulduğu, dünyevileşen insani ilişkilerin ve değer ölçütlerinin hepimizi olumsuz yönde etkilediği zamanlarda, insanın ruhunu derin kırılmalardan ve acılardan koruyabilmek için, manen yükselirken öz eleştiriye her zamankinden daha çok ihtiyacı vardır. İlahi rahmete fazlasıyla mazhar olan bu mübarek gün ve gecelerde kendimizi sorgulamaya ve dinin manevi ikliminde gönül huzuru, istikamet ve öz güven kazanmaya, ihtiraslarımızı dizginleyip menfaat ve çekişmelerden uzak kalmaya ihtiyacımız daha da artmaktadır. Öyleyse bu mübarek zaman dilimini fırsat bilerek, aramızdaki çekişmeleri ve kırgınlıkları, şahsi menfaat hesaplarını bir tarafa bırakıp, Yüce Dinimiz’in bizden istediği, sevgi, saygı ve hoşgörü ortamının kurulmasına, birlik, beraberlik ve kardeşliğimizin güçlenmesine, insanî ve ahlâkî meziyetlerin yaygınlaşmasına gayret gösterelim.

Bu duygu ve düşüncelerle, Siz değerli kardeşimin , ve Ümmet-i Muhammedin Mübarek Regaib kandilini ve üç aylarını tebrik ediyor, milletçe birlik ve beraberlik içinde daha nice kandillere kavuşmayı, bütün İslam aleminin ve insanlığın barış ve huzur içinde olmasını Cenâb-ı Allah’tan niyaz ediyorum.

img128/4313/sampbfbfef012ae796d7ex9.jpg
June 25
May 22
http://img198.imageshack.us/img198/9843/cumatebrigirbg.jpg

إِنَّ اللَّهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالْإِحْسَانِ وَإِيتَاءِ ذِي الْقُرْبَىٰ وَيَنْهَىٰ عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنْكَرِ وَالْبَغْيِ ۚ يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

İnnallâhe ye’muru bil adli vel ihsâni ve îtâi zîl kurbâ ve yenhâ anil fahşâi vel munkeri vel bagy(bagyi), yeizukum leallekum tezekkerûn(tezekkerûne).

Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.

Nahl 90

Sadakallahülazim  / Allah doğru söyledi

http://img194.imageshack.us/img194/9748/kuranrbg.jpg

Sana bir dua eden olsun...

Sen birine dua et..

Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır......

Karanlıkları aydınlatan....

Sana ummadık kapılar açan....

Bilmezsin kimin için etti
ğin duadır.......


Seni böyle ayakta tutan....... can dostlardır

headerphoto


"Dünya çok kısa... Ahiret sonsuz olunca, sonsuzun yanında asırlar bile kısa kalır. Çok kısa küçük hayırcıklar, az bir şey. Asıl hayır ahiret hayrı..."

(02
. 02. 2001 - Avustralya, Esat Coşan Hocaefendi)

"İslâm'a hizmet her Müslümanın görevidir; sadece hocaların, müftülerin, vaizlerin, hafızların değil... Her mü'min, kendi meslek alanında ve kendi eğitim birikim, imkan ve müktesebatı (edindiği bilgiler) miktarınca, elinden geldiği kadar İslâm'a ve Müslümanlara faydalı işler yapmaya çalışmalıdır, bu ağır yükün bir kısmını üzerine almalıdır ki, İslâm payidar olsun, gelişsin, yayılsın, güçlensin. Bunun şerefi, sevabı, mükâfatı çok büyüktür. Rabbim cümlenize bu mazhariyeti (şerefi) nasib eylesin!"

(İslam Dergisi, Halil Necatioğlu,. Mart 1998)

img128/4313/sampbfbfef012ae796d7ex9.jpghttp://img104.imageshack.us/img104/9335/allahrazolsunls0.jpg

May 15
cennetanalarirbg.png


Peygamber Efendimiz "Anne Cennet kapılarının ortasındadır" (İbn Hanbel, V, 198); "Cennet annelerin ayakları altındadır" (Nesâî, Cihad, 6) buyurmuştur.

“Maddî ve manevî gelişimimizi annelerimizin sevgi, şefkat ve merhametine borçluyuz” Bir çocuğun ruhsal ve bedensel gelişimi için anne sütü ne kadar önemliyse, annenin sevgi, şefkat ve merhametinin de en az onun kadar önemli olduğu, kişinin anneye olan ihtiyacının hayat boyu sürdüğü hatırlatılıyor. “Annelerimiz başlarımızın tacı, dertlerimizin ilacı, gönüllerimizin sultanıdırlar” ifadeleri ve;

“Ana başa tac imiş,

Her derde ilac imiş,

Bir evlat pir de olsa,

Anaya muhtaç imiş”

ve “Ağlarsa anam ağlar, gayrisi yalan ağlar” ne kadar güzel özetliyor

"Rabbin, kendisinden başkasına asla kulluk etmemenizi, ana-babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri, ya da her ikisi yaşlanırsa, sakın onlara 'öf!' bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle. Onlara merhamet ederek, tevazu kanadını indir ve de ki: 'Rabbim, beni küçükken sevgi ve şefkatle koruyup büyüttükleri gibi sen de onlara merhamet et."

İnsanların, Allah'a kulluk görevinin yanı sıra, öncelikle anne ve babasına karşı görev ve sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiği, varlık sebebi olan anne babasını her zaman hatırlaması ve ihtiyaçlarını karşılaması gerekiyor: "Anne babanıza her fırsatta sevgi ve saygılarını sunun. Onları incitecek söz ve davranışlardan sakının. Dünya ve ahiret mutluluğunun ana-babaya gösterilecek sevgi ve saygıya bağlı olduğunu aklınızdan çıkarmayın."


May 8


Cumanız mübarek olsun efendim..Bu güzel yağmurlu günde dualarınızı eksik etmezsiniz umarım..


Sırtıma yükledim perşembeyi , geceler bana uzak kaldı
Sabahları  cumalara saldım , gündüzler çileye ulastı
Aşk hamalı oldum yürüyorum , cumalar salalara karıştı...

Ey Âlemlerin Rabbi olan Allah ( C.C)’ım

Herkesin gönlünü yaratıp da
O gönüllerin isteklerini veren Sensin.
Adını konuşmaya başlayan çocuğa öğreten,
Sonra o çocuğa adını andıracak rızıkları veren yine Sensin.
Biz o çocuk gibi Sen’in lütfuna talip olduk,
Bizleri de o gibi layık olabilenlerden kıl.
Ömrümüzü, günlerimizi ve bu Cumamızı mübarek kıl.
Bizleri doğru olabilen ve de kalabilenlerden eyle!
Adının rahmetini öğrenen ve de öğretenlerden kıl


 img128/4313/sampbfbfef012ae796d7ex9.jpg
May 1

http://img16.imageshack.us/img16/8541/gunaydinyeni.jpg

GÜNAYDIN...
Mutlu Sabahlar...
yüzünüzden gülümseme kalbinizden sevgi
içinizden umut hiç eksik olmasın...
sağlıkla... sevgiyle... mutlulukla...

Selam ve dua ile
Apr. 27
http://img521.imageshack.us/img521/923/cuma1by5.jpg

Bu yola herkes girer, ama dikenler ayağına batınca herkes devam edemez.
 
İslam yolu dikenlidir.

Çünkü, İslam bugün dikenlerin içinden çıkan güldür.

Bizler nasıl bir insan olduğumuzdan öte; İslamiyeti bu cemiyete nasıl tanıtacağımızı düşünmeliyiz ?..

" Kişide olmayınca haya ile edep: okuyup alim olsa yine merkep yine merkep "

Cennet SAK
/ 1999
http://img142.imageshack.us/img142/3853/yol1ls4.jpg

img128/4313/sampbfbfef012ae796d7ex9.jpg
Mar. 5
Eylül'le Islanan Ayrılık/ Kasım düşlerinden ilhamla


 
Feb. 20


Yaşantımız ALLAH yolunda hayırlar ile dolsun. HAKKı bilelim HAKKı bildirelim.

HAKK düşsün gönüllere. Cuma günümüz dirilişimize vesile olsun. CUM'A mız mübarek dualarımız kabul olsun.YA RAB ! Kararmış kalbimize Aydınlık, Daralmış gönlümüze ferahlık, Sönmüş ruhumuza Nur, Donmuş cesedimize sürur, Hayatımıza lezzet, Mematımıza cennet ihsan eyle, Amin Amin Amin

Dualarda beraber olmak ümidiyle..

Allah'ım ! Nefislerimizin terbiyesinde bize yardımcı ol... Bizi doğru yoluna kavuştur. Allah'ım,kalplerimizi nurlandır, nurlandır ki, insanlar nurumuzdan istifade etsinler. Bize ünsiyet şarabından içir, içir ki susuzluğumuzdan eser kalmasın... Bize şükrü ilham et. Allah'ım ! Bizi yalancılıktan uzak eyle, ( amin )

Yâ Rabbî. Bize sarsılmaz bir imân, güzel bir ahlâk, şükredici bir kalp, sabredici beden, zikredici dil, kaza ve kaderine rıza gösteren hayırlı ömür, sâlih evlat, dünya ve ahirette güzellik ihsan et, ana ve babamızı da mağfiret eyle... Ya Rabbî... Kendi sevgini, sevdiklerinin sevgisini, bütün enbiyanın, Ehl-i beytin, Eshab-ı kiramın ve bütün evliyay-ı kiramın sevgisini ve sevgisine kavuşturacak amel ve işleri nasip eyle... ( amin )

Rabbimiz! Güçsüzlüğümüzü ve Senin isteklerini yerine getirmedeki yeteneksizliğimizi
Sana şikayet ediyoruz. Üzüntümüzü ve tasamızı da yalnız Sana arz ediyoruz.
Özünün hakikati ve yüzünün nuru üzerine yemin ederiz ki, Sana duyduğumuz ihtiyaç,
Senin zenginliğine denk! Sana olan ihtiyacımız Senin büyüklüğün kadar...
Bildirdiğin ve gizlediğin tüm isimlerini ve Kur'an-ı Kerim'i, kalbimizin baharı, gönlümüzün nuru, sıkıntımızın ilacı yap. ( amin )




img128/4313/sampbfbfef012ae796d7ex9.jpg

Feb. 13
Jan. 29
Ahmetwrote:
...CANIM BENİM...
Ruhtasın imandasın vicdandasın
Candasın canandasın canım benim
Sinelerde sızlayan hicrandasın
Candasın canandasın canım benim

Kainatı sen kuşattın sevgiden
Toprağa bin neşe kattın sevgiden
Canı cananı yarattın sevgiden
Candasın canandasın canım benim


Doğru derler can için can tatlıdır
Can senindir çünkü ondan tatlıdır
Can canından veren en tatlıdır
Candasın canandasın canım benim

Annemin kalbindeki şevkattesin
Şevkati inzal eden rahmettesin
Uğruna can verdiğim vuslattasın
Candasın canandasın canım benim
Söz:Süleyman Arif Emre
 
 
 
 
iyi akşamlar arkadaş...
Jan. 20
Nov. 22
kemalwrote:

Başlamak için en uygun zamanı beklersen, hiç başlamayabilirsin, şimdi başla!  Şu anda bulunduğun yerden elindekilerle başla...

http://omersabrikursun1.spaces.live.com/arşiv
 

 

 

 

 

"Kalbinizi Unutmuşsunuz Bey Efendi Hanım Efendi, Kalbinizi!!!"

Unutkandır insan. En çok da kendini unutur. İnsan yanını yitirir. Sık sık kalbini düşürür göğsünden. Vicdanına temas etmeden geçirir bir ömrü. Gönlünün gönlünü etmeden getirir yarını. Şehrin gürültüsünde, telaşların yangınında, görsel kandırmaların kuytusunda, yüzüne serince değen, senden hiç yüz çevirmeyen, boş söz ve yalan söylemeyen, unuttuğun yanlarını hatırlayan, düşürdüğün kalbini yakana yeniden takan, çiçek kokulu bir pencere önünde bekleyen, yağmur sonraları ikindilerde sıcacık tebessümeyle koyup gelen bir dost içtenliğini...

 

...kim istemez?

 

Ateşli politik cepheleşmelerde, ezici küresel gündemlerde unuttuğumuz nedir? Gündelik telaşlarda, taraflılıklara indirgenen bakışlarda yitirdiğimiz kimdir? En acımasız siyasal rakiplerin birlikte ağladığı bir görüntü yok mudur ülkemizde? İri puntolu manşetlerin, kalın harfli köşe yazılarının kalıplarını kırıp da, savunmasız ve çıplak yanlarımıza aniden dokunuveren bir, bizi kol kola getiren, herkesi birlikte kucaklayan, kucaklatan bir ortak sevincimiz yok mudur? Yeryüzünün kavgalara boğulmuş, tarafgirliklere parsellenmiş acılı yüzünde, hele de bu ülkenin coğrafyasında, o kadar çok ortak sızımız var ki, ortak hazzımız var ki? Niye kavga ediyoruz? Neyi bölüşemiyoruz?

 

Siyasal etiketleri bir düşürsek yakamızdan. Sayısal etkilenmeleri bir kenara koyuversek... Ortak değerlerimize eğileceğiz hüzünle.. Ortak kaygılarımızın başında kucaklaşacağız umutla. İnsanın olduğu her yerde, insan özünün unutulmadığı her zeminde bir huzur umudu vardır, sevinçlerin gök mavisi saklıdır.

 

 

 

kirmizi4.gifGülümsemeGülümseme

 

 

 

Hayat Kısa,

Kuralları Yık,

Kolay Affet,

Kalpten Sev,

Kahkahalara Boğul,

Ve Yüzünü Güldürmeyi Başaran Hiç Bir Şeye Sırtını Dönme...

 

Cute Image
 

HAYAT SANA HEP GÜLSÜN.

ALLAH YAR VE YARDIMCIN OLSUN

DUALARDA BULUŞMAK ÜZERE...

 
 
 
Nov. 20
No list items have been added yet.
Photo 1 of 89